►Farkımız Farklılığımız - Halsiz Forum
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

Oğuzlar

Aşağa gitmek

Oğuzlar Empty Oğuzlar

Mesaj tarafından m3rT C.tesi Şub. 19, 2011 5:58 am

Selçuk Bey, nüfusun çoğalması, otlakların daralması sebebiyle kendisine bağlı Oğuz boylarını yanma alarak daha güneye göç etti. 960 tarihinde Seyhun Nehri’nin sol kıyısındaki Cend şehrine yerleşti. Bu kent henüz İslamiyeti kabul etmemiş olan Türklerle, Müslüman Türklerin sınır şehriydi. Selçuk Bey burada, kendisine bağlı Oğuz boyları ile beraber Müslüman oldu.

Müslümanlığı kabul eden Oğuz boyları, Selçuk Bey’in etrafında toplanmaya başladı.

Selçuk Bey’in ölümünden sonra yerine Aslan Bey geçti. Gazne hükümdarı Sultan Mahmut, hileyle Aslan Bey’i yakalatarak hapsetti. Bunun üzerine Oğuz boyları sağa sola dağılmaya başladılar. Dağılmayı önlemek için Tuğrul ve Çağrı beyler bir akın düzenlediler. 3000 kişi ile birlikte İran’ı ve Azerbaycan’ı aşarak Doğu Anadolu’ya ulaşan Çağrı Bey, pek çok ganimet elde ederek kardeşinin yanına döndü. Bu olay şöhretlerini arttırdı.

Tuğrul ve Çağrı beyler, 1035 yılında Ceyhun Nehrini aşarak Horasan’a girdiler. Merv ve Nasa şehirlerine doğru ilerledikçe sayıları artıyordu. Gazne hükümdarı Sultan Mesut’tan yurt istediler. Selçuklulardan çekinen Sultan Mesut, üzerlerine bir ordu gönderdi.

Gazne ordusu yenilerek geri çekildi. 1038 yılında yapılan savaşta da Selçuklular galip gelince, Gazneliler Horasan topraklarının büyük bir kısmını terk etmek zorunda kaldılar. Nişapur şehrini ele geçiren Tuğrul ve Çağrı beyler bir kurultay topladılar. Burada Tuğrul Bey hakan ilan edildi.

Arka arkaya aldığı yenilgilerin acısını çıkarmak isteyen Sultan Mesut, büyük bir ordu ile Tuğrul ve Çağrı beylerin üzerine yürüdü. Selçuklular adım adım geri çekiliyorlar ve çekilirken de Gazne ordusunu aç ve susuz bırakmak için her türlü tedbiri alıyorlardı. Selçuklular, yıpranan orduya son darbeyi vurmak için, Merv yakınlarında Dandanakan denilen yerde, meydan savaşına girdiler. 3 gün süren savaş, sonunda, Gazne ordusu büyük bir bozguna uğradı (1040). Sultan Mesut kaçarken adamları tarafından öldürüldü. Bu savaş sonunda Selçuklu Devleti kesin olarak kurulmuş oldu.

Topraklar Türk geleneğine uygun olarak soydan gelen Teginler arasında paylaştırıldı. Her tegine kendilerine verilen toprakları genişletmeleri için emir verildi. Kirman’da hüküm süren Büveyhoğullan’ndan İsfahan şehri alınarak başkent yapıldı.

iran’ın doğu, güney ve orta kısımları fethedilmiş, sıra batıya gelmişti. İbrahim Yınal, İran Azerbaycanı’m Selçuklu toprağına kattı. Göçebe Oğuzlar Anadoluya girmeye başladılar. Bizans imparatoru, Anadolu’ya yapılan akınları önlemek istedi ise de başaramadı. Bizans orduları Gence ve Pasinler’de Selçuklulara yenildiler.

Tuğrul Bey birçok sefer yaptıktan sonra 1063 yılında öldü. Yerine 1064 te Alparslan geçti.

Malazgirt Meydan Savaşı (26 Ağustos 1071)
Türklerin Anadolu’ya yaptıkları akınlar, Alparslan döneminde de devam etti. Bu akınların amacı, ileride yapılacak olan fetihleri kolaylaştırmaktı.

Türkler, Anadolu içlerine akın yaparken Bizans İmparatorluğu’nda karışıklık vardı. İmparator Konstantin Dukas ölmüş, yerine imparatoriçe geçmişti. Orduda disiplin kalmamıştı. İmparatoriçe otoriteyi sağlamak, orduyu düzene koymak amacıyla komutanlardan Romanos Diognes (Romen Diyojen) ile evlendi. İmparator Diyojen kendisine çok güvenen, cesur bir askerdi.

Romen Diyojen Makedonyalılar, Franklar ve Uzlardan topladığı ordu ile güııeye sefere çıktı. Kayseri ve Sivas’a kadar geldi (1069). Planlı bir şekilde çekilen Türkler karşısında başarılı olamadı. Afşin Bey Denizli yakınlarındaki Honaz şehrini aldıktan sonra, Marmara sahillerine kadar akınlarda bulundu. Türk akınlarından iyice bunalan Romen Diyojen, büyük bir ordu hazırlamaya başladı. Bizans askerlerinin yanında Frank, Norman, Rus, Uz ve Peçeneklerden ücretli asker de alarak 200 000 kişilik büyük bir ordu kurdu. Ordusunu devrin en iyi silahlarıyla donattı. 1200 kişi tarafından kullanılabilen büyük bir mancınık yaptırdı.
İstanbul’dan yola çıkan Diyojen, Sivas’a gelince bir harp meclisi topladı. Mecliste alınan karar gereği, Türkleri Anadolu’dan çıkarmak için ordusunu parçalara ayırarak çeşitli bölgelere gönderdi.

Bu sırada Suriye seferine çıkan Alparslan, yolu üzerindeki Malazgirt Kalesi’ni şiddetli bir hücumla fethetti. Diyarbakır ve etrafını topraklarına kattı. Şam’a vardığı zaman, Bizans ordusunun Doğu Anadolu’da ilerlediği haberini dehasının bir örneğini vererek, savaşın yerini ve zamanını düşmana kabul ettirdi.

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


İki ordu arasında asker sayısı bakımından büyük fark vardı. 200 000 kişiden oluşan Bizans ordusunda, dil birliği yoktu. Askerlerin çoğu birbirlerinin dillerini anlamıyorlardı. Bu durum, ordu arasındaki bağı zayıflatıyordu. Türk kuvvetlerinin mevcudunun 40 000 – 50 000 arasında olduğu tahmin edilmekteydi. Birliklerin başında, savaş alanlarında yetişmiş değerli komutanlar vardı. Sıkı bir disiplin altında yetişmiş olan askerlerin çoğu süvariydi.

Ordunun maneviyatını yükseltmek için, savaşı Cuma gününe tesadüf ettiren Alparslan, savaş başlamadan önce Romen Diyojen’e barış teklifinde bulundu. Romen Diyojen görüşmelere Rey şehrinde başlayacağını belirterek barış teklifini reddetti.

Alparslan ordusu ile birlikte Cuma namazını kıldı. Üzerine beyaz bir elbise giyerek, askerlerine çok tesirli bir konuşma yaptı. Atının kuyruğunu kendi elleriyle bağladı. Ordusunu dört kısma ayırdı. Merkezdeki kuvvetlerin başına geçerek Bizans ordusuna hücum etti. Romen Diyojen karşı hücuma geçince, Alparslan plan gereği geri çekilmeye başladı. Türk ordusunun bozulduğunu sanan Romen Diyojen, bütün kuvvetlerine hücum emri verdi. Bu sırada Bizans ordusunda ki Uz ve Peçenekler de Selçukluların safına geçti. Alparslan’ın bek¬lediği an gelmişti. Bizans ordusunu yeterince içeri çekince, pusuda bekleyen as¬kerlere hücum emri verdi. Çembere alındığını anlayan Romen Diyojen çemberi yarmaya çalıştı ise de başarılı olamadı. Karanlık bastığı zaman daralan çember içerisindeki Bizans ordusu mağlûp olmuş ve birçok esir alınmıştı (1071). Yaralı olarak yakalanan Romen Diyojen, Alparslan’m huzuruna getirildi. Alparslan ona çok iyi davrandı.

Alparslan’la Romen Diyojen arasında bir antlaşma imzalandı. Antlaşmaya göre Bizanslılar, fidye olarak bir buçuk milyon altın verecekti. Ayrıca, her yıl Selçuklu Devleti’ne 360 000 altın gönderecek ve Malazgirt, Urfa, Menbiç ve Antakya dolaylarını da Selçuklulara bırakacaktı.

Antlaşma yapıldıktan sonra Alparslan, Romen Diyojen’i, esir ve asilzadelerle birlikte Bizans’a gitmek üzere serbest bıraktı. Bu sırada Bizans’ta saltanat değişikliği oldu ve tahta VII. Mihael geçti. Yeni imparator Romen Diyojen’i yakalatarak gözlerine mil çektirdi. Yapılan antlaşmayı da kabul etmedi. Dünya tarihinde, doğurduğu sonuç bakımından Malazgirt Meydan Savaşı gibi çok az savaş olmuştur.

a- Bu savaşla, Anadolu’nun kapısı Türklere açıldı ve Türkler çok kısa bir zamanda İznik’e kadar olan yerleri fethettiler.
b- İslam dünyası üzerinde yüzyıllardır devam eden Bizans baskısı ortadan kalktı.
c- Türklerin İznik’e kadar ilerlemeleri Avrupa’da büyük heyecan yarattı. Böylece Bizans’ı kurtarmak için tertiplenen Haçlı seferlerinin meydana gelmesinde başlıca etken oldu.

Antlaşmanın uygulanmadığını gören Alparslan, Kutalmışoğlu Süleyman Şah ve kardeşi Mansur ile Artuk ve Tutak beylere Anadolu’yu fetih görevi verdi. Anlaşmazlığa düştüğü Karahanlı Devleti üzerine sefere çıktı. Esir ettiği bir kale kumandanı tarafından öldürüldü (1072).

Türk tarihinde, birçok zaferler Ağustos ayında kazanılmıştır. Malazgirt Meydan Savaşı gibi milletimizin kaderini değiştiren savaşlardan biri de, Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı’dır.

Alparslan Malazgirt Meydan Savaşı’yla Anadolu’nun kapısını açmış ve Anadolu’yu Türklere ikinci vatan yapmıştır. Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı’yla da Büyük Önder Mustafa Kemal Ulu Önder, bizi Anadolu’dan atmak sevdasına kapılan Yunanlılara gereken dersi vermiştir.

Türklerin Anadolu’yu Yurt Edinmeleri
Alparslan’ın ölümü üzerine tahta geçen oğlu Melikşah (1072), Anadolu’da fetih yapan komutanların emrine on binlerce Türkmen vererek güçlerini artırdı. Komutanlar adım adım Anadolu’yu fethetmeye başladılar. Bizans İmparatoru Mihael, Türk akınlarını durdurmak için Ölmezler adlı özel bir ordu kurdu. Bu ordu bile Türk ilerleyişini durduramadı. Kıyı bölgeleri hariç bütün Anadolu, Türklerin eline geçti. Süleyman Şah, İç ve Batı Anadolu’daki birçok şehri topraklarına kattı. 1075 yılında İznik şehrini alarak burayı başşehir yaptı. Büyük Sultan Melikşah, Anadolu Sultanlığı menşurunu ( bayrak, davul, ok), Süleyman Şah’a gönderdi.

Yoğun bir şekilde devam eden Türk göçleri, XI. asrın sonlarına doğru Anadolu’yu tam bir Türk ülkesi yaptı. Selçuklular gelen büyük Türk kitlelerini çok akılcı bir şekilde iskana tabi tuttular. Kuvvetli bir millet şuuru yaratmaya çalıştılar. Bunun için de Oğuz boylarının her birini bir yere yerleştirmek yerine, aynı boy mensuplarını ayrı ayrı yerlere yerleştirdiler. Zaman içerisinde Anadolu’da boy kavramı kalmadı.

Oğuzlar Anadolu’ya yurt kurmak amacıyla geldikleri sırada, hastalıklar ve savaşlar yüzünden Anadolu’nun nüfusu azalmıştı. Anadolu’da bulunan insanların bir kısmı, Türk asıllı Hristiyanlardı. Bunlar Bizans idaresi tarafından Anadolu’ya göç ettirilen Kuman, Peçenek, Uz ve Hazar Türklerinin torunlarıydılar. Ayrıca Abbasiler döneminde orduda görev almak için gelen ve Bizans sınırına yerleştirilen çok sayıda Türk vardı. Bizans imparatoru Milıael, Türkler Anadolu’ya gelince Rumların bir kısmmı
Balkanlar’da iskan etti.

Moğol istilası ile birlikte birçok Türk boyu Anadolu’ya geldi. Artık Anadolu tamamen Türkleşmişti. Nüfus yoğunluğu iyice artmca, bir kısım Türkler Suriye, İran, Irak ve Kafkasya’ya göç ermişlerdir. Osmanlılar döneminde ise Balkanları Türkleştirmek için Balkanlara yerleştirilmiştir. Bu Türkler, zamanla Balkanları Anadolu gibi bir Türk yurdu haline getirdiler.
m3rT
m3rT
Kurucu
Kurucu

Erkek

3882

Hesabı
Kredi: Forum Bankası

http://www.mertkahveci.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz